May 22, 2006

gel de istanbulu hatirlama

7abaf05d.jpggectigimiz hafta sonu japonyanin honshu adasinda bulunan (en buyuk adasi olur kendileri) hiroshima da konferansa katildim. gidis ve donuste dogal olarak kyushu adasindan honshu adasina gecis icin kanmon koprusunu kullandim. bu koprunun diger binlerce kopruden farki ne mi?
tek birsey. istanbul bogazici koprusunu hatirlatmasi ve dogal olarak istanbulu hatirlatmasi. zaten bildigim kadariyla bu kopruyu yapan firma bogazici koprusunu de yapmisti. ayrica bir not daha; koprunun bulundugu shimonoseki ilcesi ile istanbul buyuksehir belediyesi kardes sehir.


tozsen at 20:18|この記事のURLComments(0)

May 03, 2006

golden week

golden week denilen sure japonya`da bon donemi ve yilbasi tatili haricinde var olan en uzun tatil surecidir. turkiyedeki bayramlar hesabi yaklasik bir haftalik bir sureyi icerir.
29 nisan, 3-4-5 mayis gunleri resmi tatil gunleridir. ancak isin ilginc kismi bu tatil gunleri sadece bir olayin tatili degildirler.
soyle ki;
29 nisan eskiden showa donemi imparatorunun dogum gunu olarak kutlanmaktaydi. daha sonrasinda imparatorun olumu ile birlikte cevre gunu olarak kutlanmaya basladi.
3 mayis ise savas sonrasi 1947 anayasasinin yururluge girdigi tarihtir ve anayasa bayrami olarak adlandirabilecegimiz resmi tatil gunudur.
4 mayis ara gun olarak nitelenir. japon yasalarina gore iki resmi tatil gununun arasi da resmi tatil ilan edilir. yani 3 ve 5 mayistaki resmi tatillerin arasi olan bu gun de resmi tatildir ve bu gune halk tatili gunu ismi verilir. zaman zaman 29 nisandaki cevre gunu bu gun uzerinden kutlanmaktadir.
5 mayis erkek cocuk bayramidir. cocuk bayrami olarak gecse bile aslen erkek cocuklarin bayrami olarak bilinir. bu konu uzerine burada birkac satir yazmak aslinda hic bir anlam ifade etmez cunku japon toplumunun geleneksel boyutlarini anlatan en onemli etkinliklerden biridisidir.
nedir mi bu ozellik ve onem? o zaman biraz kisaca da olsa anlatalim. japon toplumunun erkek egemen ve 100 yil oncesine kadar feodal yapida bir toplum oldugu herkesce malumdur. ailenin devami erkek cocuga bakmaktadir. iste bir erkek cocugun olmasi bu sebeple cok onemlidir. o hanede erkek cocugun oldugu disariya asilan ejderha, balik motifli ucurtma tarzi nesnelerle ifade edilir. gunuzmuzde bu anlamini yitirmis gibi gozukse de halen devam ettigini ben dusunmekteyim. aslinda bu acidan baktigimizda turk kulturundeki sunnete torenine benzedigi soylenebilir. erkek cocugun sunnet olmasi ve bunun toren gibi bir rituelle suslenmesi ve tum cevreye ilan edilmesi de aslinda bir nevi hanenin devamliliginin saglandigi, erkek cocuk sahibi olunduguna isaret sayilabilir.

neyse, iste yukaridaki resmi tatillerin birlesmesiyle birlikte olusan yaklasik 4-5 gunluk tatil surecinde japonlar da gunumuzdeki turkler gibi geleneksel rituellerle ugrasmaktansa yurtdisi gezilerine, yurtici tatillerine gitmektedirler.

biz yabanci ogrenciler ise, hem parasizlik hem de bitirilmesi gereken birton is, rapor, deney sebebiyle oldugumuz yerde otururuz. yurtdisini birakin komsu illere bile gitmek icin dusunuruz.

olsun bu da iyidir en azindan evde dinlenmek gibi bir firsat doguyor bizlere de.


tozsen at 15:26|この記事のURLComments(0)

April 25, 2006

karaoke

52ce65c6.jpganavatani japonya olarak kabul edilir. karaoke`nin sosyolojik tahlinini yapmadan once ilk olarak kelimenin nereden geldigine bakalim. karaoke japoncada bulunan kara (bos) ve orkestra kelimesinin kisaltilmisi olan (oke) nin birlesmesiyle meydana gelmistir. yani bos orkestra.
japon gece eglence tarzinin degismez unsurlari arasinda yerini coktan almistir karaoke. yemekli-ickili bir gecenin degismez ikinci yarisidir da diyebiliriz.
gelelim bu karaokenin nasi biyer olduguna. odalardan olusan (karaoke box)lar insan sayisina gore degisik buyukluklere sahiptirler. bunlar 2 kisilik odalardan baslayarak 50 kisilik buyuk salonlara kadar cesitlilik gosterirler. sistem olarak iki cesittir genelde. birincisi, ya kisi basi belirlenmis olan ucreti oder ve ictiklerinizi ekstradan odersiniz ya da ikinci secenek olarak nomihodai dedikleri sinirsiz icecek menusunu secer ve rahat edersiniz. acikcasi aralarinda ucret olarak cok oynamamaktadir. ortalama iki saati 20 dolar civarindadir karaoke menuleri.
odedik paramizi ve girdik iceriye. iceride televizyon, ses cihazlari, mikrofonlar ve de sarki kodlarini iceren kitap ya da elektronik makinalarla birlikte yine o kodlari girmeniz icin bir kumanda bulunur. secersiniz sarkinizi girersiniz kodunu kumandayla ve baslarsiniz cigirmaya..genellikle ve de dogal olarak japonca agirliklidir sarkilar ama ingilizce menuleri de hic yabana atilmaz derecededir.
peki bu japonlar niye bu kadar benimsemislerdir bu olayi. evet japonlarin geleneksel eglence anlayisinin ustune oturmasindandir belkide. grup halinde calismayi, yasamayi benimsemis bir toplumdan gruptan ayri tek tabanca olarak eglenmesini beklemek pek dogru olmaz kanimca.
bizlere hernekadar garip gelse de, tanidigi cevresiyle, bildigi insanlarla eglenmeye alismis, yeni tanisma firsatlarini da yine yakin cevresi yoluyla yapan bir toplum olarak kapali alanda ortak tanidiklar ile eglenmek en geleneksel yontemdir japonlar icin. yani batili eglence kulturlerinde bir bara gitmek, yaninizda oturan bir yabanci ile sohbet etmek cok dogaldir ama japonyanin genelinde bunu gormek pek mumkun degildir. ortak tanidiklar ile kurulur bu tur iliskiler.
iste tam burada da karaoke cok ise yarar. tanidiklarinizla birlikte karaokeye gider, hem stres atar hem de yeni -tanidiklar yoluyla- insanlarla tanisir kaynasirsiniz. gerci o gurultu icerisinde bunu nasil beceriyorlar halen anlamis degilim. o da ayri bir kabiliyet aslinda:)
uzun lafin kisasi, karaoke denilen kapali eglence mekani japonlarin hem eglenmek hem tanismak hem de stres atmalari icin en uygun yerlerden birisidir.



tozsen at 03:08|この記事のURLComments(0)

April 24, 2006

vending machine (jidouhanbaiki)

fe8714dd.jpgbu yaziyi diiger blogumda da yazmistim ama burayi guncellemek amaciyla kendi kendimcen alinti yaparak ve biraz da yenileyerek buyara da yaziyorum.

bu japonya gercekten ilginc biryer. simdi diyeceksiniz ki otomatik makinalarin bulunmasinin neresi ilginc. ahan da turkiyede de var. buna benim de diyecegim birsey yok. zaten bu tur makinalarin olmasi gunumuz yasantisinda oldukca onemli yer tutuyor ve izimizi goruyor. keske turkiyede de daha fazla bulunsa...
ancak, gel gelelim isin ilginc noktasina. diger gelismis ulkelerle kiyaslama yapmak lazim aslinda makina sayisi bakimindan. ama tahminimce japonya diger gelismis ulkeler arasinda da bu konuda bircok acidan birinci sirada.
birincisi otomatik makinalarin sayisi ve yayginligi var tabiiki.
simdi kasabalarda, mahalle koselerinde, apartman altlarinda icecek-sigara satan makinalara alistik. gecenlerde bir arastirma icin japonyanin guneyinde bir dag koyune gittigimde bu ilginc gercegin farkina vardim. oyle bir koye gittik ki, koye ulasim (ki japonyanin ulasim sisteminin gelismisligi dusunulurse daha iyi anlasilir. asfalt olmayan dag yolu bile yoktur.) oldukca zordu. tamam yollar asflatli falandi belki ama o kadar dagin basiydiki cikana kadar 40km lik yol 2.5 saat civarinda surdu. koye ulastiktan sonraki diger bir supriz de cep telefonlarinin cekmemesiydi (ki bu da japonyada pek rastlanamayacak bir olaydir, cunku telefon sirketlerinin hizmetleri hemen hemen tum japonyaya yayilmia durumdadir.) dedim acaba sadece benim telefon mu (hani benimkisi ucuz ogrenci isi ya o yuzden), ama yok hocalarin da cekmiyor. dahasi, en yakin alis-veris yapilabilecek kucuk capli market yaklasik 10 km uzakta. iste boye bir koye vardiktan sonra muhtarligin tahsis ettigi "misafir evi"ne yerlestik ve ben hocamdan izin alarak koyde biraz turlamak istedigimi soyledim ve ciktim. (keske fotograf makinasini yanima alsaymisim.) biraz yurudukten sonra bir de ne goreyim. evet dunyaca unlu bir icecek firmasinin icecek makinasi.. icimden ve de disimdan bir ohaa cekerek kendime gelmeye calistim. evet, dagin basindaki marketi olmayan bir koyde bile bu makinalardan gormek sasirtici bir durum degilmis.

bi de diger ilginc nokta da satilan malzemelerdir.. herkesin bildigi, tum dunyada bu makinalarda satilan malzemeler olarak, icecekler-sigara herhalde basta gelir..
japonya bu konuda da asmistir ve dunya siralamasinda herhalde bu konuda da birinci siradadir diye dusunuyorum. yukaridakilerin yanisira, dondurma, gazete, telefon karti, binimum bilet turu, sicak sandvic, cicek, ramen,udon, soba (makarna tarzi hamur isi seyler),haslanmis yumurta, hayvan yemi, (otoyollarda) cinsel icerikli video ve kitap-dergi ,magazin dergileri, sebze, v.s. gibi bircok degisik urun soz konusu otomatik satis makinalarinda satilmaktadirlar. bunlar benim gorebildiklerim. ayrica duydugum urunler icinde ic camasiri satanlar da varmis ama kendim goremedim henuz.

bunlarin hepsinin ne ile alakali oldugunu dusunuyorum surekli. neden bu makina pazari bu kadar genis urun yelpazesine sahip acaba? buna tek ve en genis cevap olarak ise asiri hizli sanayilesme ve kentlesmeden baska bisey gelmiyo aklima. malum daha 40 yil oncesine kadar tamamiyla tarim toplumusun. 60larda basliyorsun ekonimik kalkinma surecine ve 70lerin ortasinda tamamliyorsun.. alti ustu 15-20 yilsa birden sanayilesme surecini hemen hemen tamamlamis bi toplum oluyorsun. uzerine nufusun hareketlenmeye basliyor, millet koyunu birakip sehirlere calismaya gidiyor, bununla birlikte aile yapisi degismeye basliyor. aile yapisi buyuk aileden kucuk aileye daha sonrasinda da tek kisilik hanelerin cogalmasina dogru gidiyor.. bunun sonucu olarak eskiden evde giderilen cogu ihtiyac disarida giderilmeye calisiliiyor. tabii hizlanan yasam da etki ediyor buna.. sonunda da herbirseyin hizmet sektorune donusmesi geliyor ve bu makinalarin yasam icerisindeki rolu ve islevi asiri sekilde artiyor..
tabii bunlar benim gorusum. belki de hepsi tamamen yanlis.. sonucta yeniden amerikayi kesfetmiyoruz. belki de eskiden beri herkes soyluyodu da ben yeni farkediyorum. ama kesin olan birsey var ki o da, bu makinalarin japonyada gunluk hayat icince artik gozardi edilemez bir yer almis olmasidir.
">

tozsen at 18:01|この記事のURLComments(0)

April 14, 2006

hiroshima

8eba88f3.jpg japonyaya geldigimden beri iki kez gittigim ve gelecek ay bir konferans sebebiyle bir daha gidecegim sehir. herkes icin degisik anlamlara sahip olabilir belki bu sehir. ama japonya`ya iliskin bilgisi samurai ve geisha`dan oteye gitmeyenler icin bile hiroshima denildiginde atom bombasi akla gelir herhalde.
6 agustos 1945`te little boy ismi verilmis bombanin atilmasi ile unlendi maalesef bu sehir.
suan cok farkli bu sehir. yakuza denilen japon tarzi suc orgutunun en guclu oldugu, gece hayatinin nagaregawa denilen bolgede inanilmaz bir hal aldigi bir yer.
ama istedigi kadar yuzunu yenilemeye calissin, sehir merkezinde bulunan atom muzesi ve baris parkina gittiginizde bir insan olarak icinizi acitmaya devam ediyor bu sehir. alt yapi olarak belki japonyanin en gelismis sehri.. ama o atom muzesi yok mu! herseyi anlatiyor.. elbetteki japonlar bu muzeyi gelismis teknolojik efektlerle daha da bir duygusal hale getirmisler ama iceride goreceginiz bomba dususunden sonra olusan sicaktan erimis ilkokul onlugunden, erimis tasa, bardaga kadar hersey icinizi biraz daha acitiyor. ama en cok icinizi acitani atom muzesinde amerika bayrakli giysilerle dolasan japon genclerini gormek.. elbette japon degilim, japon hayrani hic degilim ama boylesine insanlik disi bir olayin birinci elden etkileneni olan bir milletin torunlarinin bu kadar vurdumduymaz bir hal sergilemesi orada olen insanlar adina uzuyor beni.
suan cok farkli dedigim gibi. turistik bir yapiya sahip hiroshima artik. atom muzesinde japondan cok yabanci goruyorsunuz. japonyaya gelen turistler icin bir ugranilmasi gereken turistik oren yeri kivamini almis artik sanki.
diyecek bir sey yok daha fazla. gelismis altyapisiyla, mazda firmasinin fabrikasiyla, turizmiyle artik buyuk bir sehir hiroshima. atom bombasi ise her yil 6 agustosta duzenlenen torenlerle akla geliyor ve unutuluyor.




tozsen at 03:14|この記事のURLComments(0)

hanami

e08de56f.jpg hanami?? japonca`dan direkt ceviri yapildiginda cicek izleme gibi bir terim olur herhalde.
ama aslinda cok ama cok derin anlamlara sahip japon kulturu icerisinde ve de dogal olarak toplumunda.
ilk olarak hanami denilen faaliyet sakura olarak bilinen kiraz agaclarini yapraklarinin acmasiyla baslar. japonlar nisan ayinin genelde ilk haftalarinda acan bu agaclarin altinda toplanirlar, yer, icer eglenirler. tamam, buraya kadar hersey normal. ee, ne var bunun derinliginde falan diyeceksiniz.
animizm ile derin bir iliskisi vardir bu faaliyetin. bir tur ritueldir japonlar icin.
toplu yasama alismis japon toplumunda birlikte yapilan faaliyetler, birlik beraberlik anlayisini, cemaat bilincini gelistiren en temel etkenlerdir. iste bunlardan birisi de modern japon toplumuna yansimis olan hanamidir.
japon toplumunda yillik toplu faaliyetlerden birisidir. sirketlerin, okullarin, cesitli kurumlarin yillik sosyal faaliyet listelerinde kesinlikle bulunur. japonlarin birbirlerine kaynasmak icin bir firsattir.
yogun calisma temposunda insani iliskilerden biraz uzak kalan japonlar hanami vesilesiyle birlikteliklerini kuvvetlendirir, arkadasliklari, diger iliski turlerini gelistirirler.
ayrica japon toplumundaki doga ile kaynasma dusuncesini, dogaya saygiyi en guzel bicimde anlatan aktivitedir.


tozsen at 02:53|この記事のURLComments(0)

uzuun zaman sonra selamlar

cok uzun zaman oldu buraya biseyler karalamayali. ama gecenlerde aklima geldi boyle bi blogum oldugu. acikcasi unutmustum da.
neyse burayi biraz daha genisletmenin zamani geldi de geciyor bile galiba..
boyle bir giris yapayim dedim.

tozsen at 02:41|この記事のURLComments(0)

July 12, 2005

japon gencleri ve kendo

bb34b44f.jpgaslinda uzun uzun tarihcesi, felsefesi, icerigi ile bilgi vermek gerekir ama o kadar bilgiyi buraya tasimak uzun bir emek gerektiriyor.
burada kendonun tarihinden daha cok gunumuzde japon genclerinin kendoya bakisini incelemek istiyorum.
neden japon gencleri diyecek olursaniz yaslilar gercekten bu isi felsefesi, tarihi bilinci ile yapiyorlar. genclerde ise sanki bu durum biraz farkli. gencler kendoyu biraz yanlis algilamis ve kendilerine gore biraz degistirerek yeni bir kendo felsefesi olusturmuslar gibi bir his var icimde.
ne mi bu yeni olusturulan felsefe. ozellikle universite kluplerinde rastlanan bir durum bu. ne kadar cok aci cekersen o kadar bu isi iyi becerirsin lafi var. bir de insan kendi sinirini kendi belirleyemez diye bi soz var japonyada. iste bu sozleri biraz yanlis anlamislar sanki..
en basit ornegini soyle gosterebiliriz. kendo klubunun hersene duzenledigi kis kampinda gerceklesen bir olay ve gozumle gorup inanamadigim bir sahne. sabah erken bir saatte antreman basladi ve uzun bir sure devam etti. elbetteki bu kampin amaci fiziksel ve ruhsal acidan kendini guclendirmek oldugu icin normal gunlere gore cok daha kati ve zor bir program vardi onumuzde. derken artik hemen hemen herkes (ozellikle de alt siniflar) kendi sinirlarina ulasti ve artik kendilerini zorlamayi da birakip imkansizi yapmaya kalkistilar. ayaklari hareket edemezken tusburi denilen ayagini yerden kaldirmadan yurume eylemini, kollarini hissetmezken kol hareketlerini yapmaya calistilar. ve bunlari yaparken cogunun gozunden yaslar geliyordu. ben sok icinde kosede calismayi yarim birakmistim. evet, sinirima gelmistim ve daha fazlasini bunyemin kaldirmayacaginin farkina varmistim. neden bunlar hala kendilerini imkansizi yapmak icin bu kadar zorlarlar ki diye dusunurken beklenilen olay gerceklesti ve erkek uyelerden birisi sabah yediklerini cikararak yere yigildi. ancak diger grup uyelerinde bir sok ya da bir telas goremedim. iste bu beni sok eden noktaydi. cok dogalmis gibi tavirlar icinde yigilan uye tasindi ve antremana devam edildi.
sanmiyorum ki kendonun felsefesinde savascinin kendisini mahvetmeye calismasi olsun. muhakkak ki kendi sinirlarini yukseltme, hem fiziksel hem de ruhsal acidan guclu olma gibi amaclar eski savascilarin da amaciydi ama guclu olma ile kendini hicyere mahvetmenin arasinda bir fark oldugunu dusunuyorum. iste bu farkin oldugu nokta da genclerin kendo felsefesini biraz yanlis algiladiklarini gosteriyor bana.

tozsen at 01:24|この記事のURLComments(0)

March 18, 2005

bir yabanci gozuyle universite klupleri

7cb2cfe3.jpgevet, baktim da kumamoto universitesinde klup ve dernek bazinda yaklasik 40a yakin grup var. bunlar temelde ikiye ayriliyorlar.
birincisi hem daha az kati olan hem de genellikle sportif faaliyetlerden cok kulturel faaliyetler gerceklestiren sa-kuru yani ogrenci dernekleri, bir digeri de kati kurallar dahilinde ve disiplin icerisinde calismalarini surduren ve sportif yonu agir basan bukatsulardir.
sa-kuru lar genellikle daha yumusak bir havada ogrencilerin eglenmek icin ortak bir noktada toplandiklari gruplar olarak tanimlanabilirler. mesela, fransiz kulturunu tanima dernegi, alman dili dernegi, yabanci ogrencilerle kaynasma, arkadas olup gezelim,tozalim arada ingilizcemizi, korecemizi, cincemisi gelistirelim dernegi v.b. gibi daha cok sayida dernek mevcuttur. her nekadar yumusak bir havada faaliyet gosterdiklerini soylesem de turkiyedeki gibi bir toplanti icin 10 gun ogrencilerin pesinde kosma derdiniz yoktur. mail listten bir kere haber verilir ve herkes o gunku toplantiya gider.

kluplere gelince, iste bu konu aslinda bambaska bir baslik altinda incelenmeli. ama burada kisaca anlatmaya calisayim.
futbol, basketbol, tenis, kendo, judo, aikido, karate, iaido, amerikan futbolu, v,b gibi bircok klup var. japon ogrencileri icin klup demek yasamlarinin ciddi anlamda onemli bir parcasi demektir. bir eglenceden cok bir sportif faaliyetten daha cok bir grubun parcasi olmak, sosyal bir anlam kazanmaktir. (cok abarttim galiba ama bana oyle geliyor.)
antreman saatleri bellidir ve kesinlikle uyulur. ast-ust iliskisi burda da karsiniza cikar. 1.sinif ile 3.sinif bir degildir. top tasima, salonu silme, v.s gibi isler kesinlikle ve kesinlikle alt siniflar tarafindan yapilir. spor salonuna ya da sahaya gittiginizde ordalardir. sanki hic ordan ayrilmazlar. hep ama hep ordalardir. orda olmadiklari sure icinde ya part-time is yapmaya giderler ya da derstedirler. ev gibidir onlar icin saha ya da salon. ozellikle de japon sporlari yapilan kluplerde bunun kesinligini vurgulayabilirim.

uzun lafin kisasi, klup ve dernekler japon universite ogrencilerinin hayatinda ciddi bir yere sahiptirler. onlarin toplumsallasmasinda, insan iliskileri kurmalarinda cok buyuk islervlere sahiptir. bir klube uye olmak, bir toplulugun uyesi olmak onemli birseydir. hatta o kadar onemlidir ki, is basvurularinda ve mulakatlarda dahi universitede nelerle ugrastin sorusunun soruldugunu cok kez duydum. insanin kendini bu kadar adayarak bir is yapmasi neresinden bakilirsa bakilsin kotulenecek, asagilanacak birsey degildir. evet, biraz abartilmis bir davranis tarzidir belki ama bu tur kluplerde kendini adayarak hareket eden japonlarin gelecekte girdigi isyerinde de ayni tarzda hareket edecegini unutmamak ve bunun dolayli da olsa ulkenin gelismesinde en azindan verilen isin adam akilli yapilmasinda ne kadar onemli bir etken olabilecegini dusunmek gerekir.


tozsen at 00:42|この記事のURLComments(1)

March 17, 2005

kumamoto universitesinde yabanci ogrenci olmak

afe9bb46.jpgdiger japon universitelerinde yabanci ogrenci olmaktan farki yoktur ancak kendi deneyimlerimden yola cikarak bildigimi yazmak daha iyi diye dusundum.
yabanci ogrenci olmak, normal japon ogrencisinden bir cok yonuyle farkli bir yasama sahip olmak demektir. ilk olarak eger burslu bir sekilde geliyorsaniz sizi universitenin yabanci ogrenci yurduna yerlestirirler. her nekadar yurt desem de bir yurttan cok kucuk bir daire havasindadir bu yurt. yaklasik 15metrekare genisliginde, icinde tuvaleti, dusu, mutfagi bulunan, giysi dolabindan, yatagina, calisma masasindan, kitapligina kadar bulunan bir cesit kucuk evdir. giris cikis saatlerinin olmamasi da yurt havasindan cok size ozel bir daire havasini yansitir.
universiteye gelis durumunuza gore buradaki yasantiniz farklilasacaktir. ornegin 1 yillik degisim programlari ile lisans asamasinda geliyorsaniz isiniz nispeten daha kolay. zaten sizden istenen ve beklenen japonyayi mumkun oldugunca taniyip geri ulkenize donmeniz. gunluk 5 saatlik japonca dil kursu derslerini aldiktan ve zamaninda verilen odevleri teslim ettikten sonra geriye kalan, eglenmek, gezmek, arkadas ortami kurmak ve japonlari, japonyayi tanimak.
ancak eger master ya da doktora icin geliyorsaniz iste o zaman isin rengi degisiyor. ozellikle de laboratuvari bulunan doga bilimleri muhendisliklerde arastirma yapacaklar sabah 9 dan aksam gecenin kor saatine kadar labratuvarlarinda bulunmak zorunda kalacaklardir. eger sosyal bilimlerde geliyorsaniz yine labratuvariniza gitmeniz gerekecektir ama muhendislikler kadar kati bir ortam sizi beklemez.
eger japonca bilmeden geliyorsaniz sizleri labratuvarinizda zaman zaman bunaltici zaman zaman cok eglenceli gunlerin bekledigi kesin.
japon arkadaslarin kopartici ingilizceleri ve sorulari ile donup kalmaniz mumkun.
japonya her nekadar ekonomik alanda gelismis olsa da halen icine kapali bir toplumdur ve yabanciya halen cok fazla alismis degillerdir. sonucta unutulmamalidir ki burasi bir adadir ve tarih boyunca da suanda da giren cikan kisi sayisi fazla degildir. bu sebeple, yabanci olmak farkli bir konum yaratir size. cogunlukla iyi anlamda farkli gorulursunuz. yardim ve ilgi gorursunuz. elbetteki cok soru sormalari, sizinle sizi biktiracak kadar ilgilenmeleri de bu misafirperverlik ya da baska bir deyisle yabanciya olan hevesin bir kaniti olarak dusunulebilir.
ama bu ilgiye aldanmamak gerekir. ne olursa olsun calisma ortaminizda japonlarin yaninda kendinizi farkli gostermeye calismaniz sizin basinizi agritir. eger siz kendiliginizden "ben farkliyim" tavri icerisinde olursaniz onlar da size olan o ilgi ve heveslerini birden yokedip aksine calisma ortaminizdaki huzurunuzu sizi dislayarak mahvederler ki aynisi size yapilsa siz de ayni tepkiyi yani dislama tepkisini verirsiniz.




tozsen at 15:20|この記事のURL

kumamoto universitesi

kumamoto universitesi japonyanin guneyindeki kyuushuu adasinda bulunan kumamoto ilinin merkezinde kurulmus, japonyanin en eski yuksekokullarindan birisi olarak da bilinen bir egitim kurumudur. yaklasik 15000 ogrencisi ve 3 kampusu ile egitim ogretimine devam etmektedir. 3 kampusun iki tanesi (muhendislikler ve sosyal bilimler) sehir merkezinde tip kampusu ise sehrin disinda yer alir ki tip ogrencileri haricindeki ogrencilerin cogu bilmez bile yerini..

sakin ve kucuk bir sehir universitesi havasindadir. kendi kampusunde olan biteni bilirsin, birbirini en azindan sima olarak tanirsin. sicak bir havasi vardir. buyuk universiteler heryerde ayni olsa gerek. bir kosusturmaca, bir yogunluk. burada bu kosusturmaca goze batmaz. belki de kyuushuu insanin ozelliklerinden olan uyusuklugun verdigi bir havadir bu.

ogle yemegine yemekhaneye gittiginde sicak bir selamla karsilar seni yemekhane gorevlileri. yabanci olmanin da getirdigi goze carpma ile saniyelik sicak muabbetler doner elinde tepsiyle.

her universitede oldugu gibi burada da bircok klup ve dernek mevcuttur. soyle bir baktimda yat klubune kadar var. en cok ilgi gorenleri benim gozlemledigim kadariyla beyzbol, amerikan futbolu, futbol ve elbetteki geleneksel japon sporlari (kendo, judo, karate, iaido,v.b...)